Küresel kenevir ve CBD piyasası, geleneksel finans kurallarının sıklıkla geçerliliğini yitirdiği, kendine özgü bir arenada hareket ediyor. Bu sektörde, milyarlarca dolarlık piyasa değerini bir gecede yaratmak veya yok etmek için yeni bir yasa veya düzenlemeye gerek yok; bazen tek bir politikacının sosyal medya paylaşımı yeterli olabiliyor. Geçtiğimiz haftalarda yaşananlar, bu gerçeğin en çarpıcı kanıtı oldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın yaşlılar için CBD’nin potansiyel faydalarını övdüğü bir video paylaşması, kenevir hisselerinde adeta bir tsunami etkisi yarattı. Kaynak : https://www.theguardian.com/society/2025/sep/29/cannabis-stocks-trump-cbd-medicaid
Eylül sonundaki bu paylaşımın ardından piyasada yaşananlar, yatırımcı psikolojisinin ne kadar hassas ve beklentilerin ne denli güçlü bir katalizör olabileceğini gözler önüne serdi. Önde gelen finansal veri platformlarında da teyit edildiği üzere, büyük kenevir şirketlerinin hisselerinde olağanüstü artışlar kaydedildi:
- Tilray Brands (TLRY): Hisseleri %42 gibi inanılmaz bir oranda fırladı. (https://www.nasdaq.com/market-activity/stocks/tlry/historical, Macrotrends Grafiği)
- Aurora Cannabis (ACB): %25’lik bir sıçrama yaşadı. ((https://www.nasdaq.com/market-activity/stocks/acb/historical), Markets Insider Verileri)
- Canopy Growth Corp. (CGC): %18 değer kazandı. ((https://www.nasdaq.com/market-activity/stocks/cgc/historical), Markets Insider Verileri)
Ancak bu ani yükseliş, bu hisselerin uzun vadeli seyrini göz önünde bulundurunca daha karmaşık bir anlam kazanıyor. Bu ralli, sektörün ilk yasal düzenleme dalgasının ardından yaşadığı büyük düşüşlerin gölgesinde gerçekleşti. Örneğin, Tilray Brands (TLRY), 2018’de 200 doların üzerindeki zirvelerinden bu yana %90’dan fazla değer kaybetti. Benzer şekilde, Canopy Growth (CGC) gibi diğer büyük oyuncular da son beş yılda %95’in üzerinde düşüşler yaşadı ve analistlerin “Güçlü Sat” tavsiyeleriyle karşılaştı. Bu durum, Trump’ın açıklamasıyla tetiklenen rallinin, sektörün genelindeki derin ve süregelen zorluklar içinde spekülatif bir an olduğunu gösteriyor.
Peki, somut bir politika değişikliği olmadan bu devasa artış nasıl mümkün oldu? Cevap, piyasanın okuduğu satır aralarında gizliydi. Yatırımcılar, Trump’ın bu hamlesini, keneviri federal düzeyde en tehlikeli maddelerin yer aldığı “Schedule I” listesinden, daha az kısıtlayıcı olan “Schedule III” listesine taşıma niyetinin bir sinyali olarak yorumladı. Böyle bir yeniden sınıflandırma, sektör için devrim niteliğinde sonuçlar doğurabilirdi. Şirketler, onları cezalandıran vergi yükümlülüklerinden kurtulabilir ve büyük ABD borsalarında listelenme imkanına kavuşabilirdi. Piyasa, aylardır ABD Sağlık Bakanlığı’nın bu yöndeki tavsiyesinin ardından siyasi bir kıvılcım bekliyordu ve Trump’ın sözleri yangını başlatan kibrit çöpü oldu. Kaynak: https://www.straitstimes.com/world/united-states/cannabis-stocks-surge-after-trump-endorses-cannabidiol-for-senior-healthcare
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Aynı siyasi figürlerin, farklı politikalarıyla sektöre nasıl darbe vurabildiğini de unutmamak gerek. Trump’ın daha önceki bir dönemde Kanada’ya getirdiği %25’lik gümrük vergileri, aynı kenevir şirketlerinin hisselerinde ciddi düşüşlere neden olmuştu. Bu durum, siyasetin kenevir piyasası üzerindeki “iki yüzlü” etkisini ortaya koyuyor. Bir politikacının tek bir alandaki destekleyici sözleri, daha geniş ticaret politikalarıyla tamamen çelişebilir ve yatırımcıları hazırlıksız yakalayabilir. Bu da gösteriyor ki, bu sektörde haber akışını takip etmek, sadece yasaları değil, aynı zamanda söylentileri, imaları ve siyasi beden dilini de okumayı gerektiriyor. Kaynak : https://tr.investing.com/news/stock-market-news/trumpn-kanadaya-uyguladg-tarifeler-esrar-hisselerini-dusurdu-93CH-3235957
Bu siyasi risk ve belirsizlik sadece ABD ile sınırlı değil. Avrupa’nın en büyük ekonomisi Almanya, Nisan 2024’te keneviri kişisel kullanım için yasallaştırarak tarihi bir adım attı. Ancak bu yeni pazarın üzerinde şimdiden kara bulutlar dolaşıyor. Ülkenin ana muhalefet partisi olan Hristiyan Demokrat Birliği (CDU), gelecek seçimleri kazanmaları halinde bu yasayı derhal iptal edeceklerini açıkça taahhüt etti. Bu durum, Almanya’daki yatırımcıları ve yeni kurulan “kenevir kulüplerini” sürekli bir siyasi belirsizlik altında bırakıyor. Komşu Fransa gibi ülkelerden gelebilecek “esrar turizmi” endişeleri de cabası.
Sonuç olarak, “yeni yeşil ekonomi” olarak adlandırılan küresel kenevir ve CBD pazarı, geleneksel piyasalardan çok daha fazla siyasi rüzgarlara açık bir alanda yol alıyor. Yatırımcılar ve sektör oyuncuları için başarı, sadece ekonomik verileri değil, aynı zamanda Washington’dan Berlin’e uzanan siyasi koridorlardaki fısıltıları da dikkatle dinlemekten geçiyor. Çünkü bu piyasada bir sonraki büyük dalgayı, bir yasa tasarısı değil, bir tweet başlatabilir.
